Turkce deki en uzun kelime: "Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine"
En uzun kelime için çıklama: Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani öğretmenler birer muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı, yani muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor, bu konuda ileri geri konuşuyor. Bütün öğretmenleri kolayca muvaffakiyetsizleştiricileştiriverebileceğini düşünen okul müdürü bu duruma sinirleniyor, ve söz konusu öğretmeni makamına çağırıp ona diyor ki: "Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine laflar ediyormuşsunuz ha? ..."
Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi: - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat: - Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim! -------------
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- Ben çekilirim!! --------------
Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Sheaksper' a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.. --------------
Meşhur bir filozofa: - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda: - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş. --------------
Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye: - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek: - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum. ---------------
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarınından biri: - Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: - Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı? ---------------
Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: - Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon: - Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım. ----------------
Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için: - Afedersiniz, siz veterinermisiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş: - Evet, biryeriniz mi ağrıyordu? -----------------
İdam edilmek üzere olan bir mahkuma: - Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında: - Bu bana iyi bir ders oldu!! -----------------
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: - Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir: - Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: - Bende bilirim. -----------------
Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: - 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der. Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: - Bizde onlara yaklaşıyoruz. -------------------
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız? Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım
31 yaşında işini kaybetti. 32 yaşında bir hukuk kavgasını kaybetti. 34 yaşında işini tekrar batırdı. 35 yaşına geldiğinde çocukluk aşkı öldü. 36 yaşında sinir krizi geçirdi. 38 yaşında eyalet seçimini kaybetti. 43, 46, 48 yaşlarında kongre seçimlerini kaybetti. 55 yaşında eyalet senatörü olamadı. 58 yaşında gene senatör olamadı. 60 yaşında ABD Başkanlığı’na seçildi. Onun ismi, Abraham Lincoln ’dü.. Asla vazgeçmedi...
Asla vazgeçmeyin, kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir..
(Bundan sonrası Hıncal ULUÇ un yorumudur)
Ve hikayenin devamı:
62 yaşında vuruldu, öldürüldü..ABD Başkanı olduğu için
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormus. "-Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düsünüp mest oluyormus. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmis ve onu kovalamaya baslamıs. Adam bütün gücüyle kaçıyormus ama her arkasına bakıpta ayinin daha yaklasmıs oldugunu fark ediyormus. Dakikalarca
süren bir kaçısın sonunda adamın ayagı yerdeki dala takılmıs, ayı adamın üzerine atlamıs, pençesini kaldırmıs. Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bagırmıs...........
Bir anda zaman durmus, ayı donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus. Bir anda orman kararmıs ve gökyüzünden bir ısık hüzmesi adamın üzerine parlamıs. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
"Yıllarca inanmadın, yaratılısı kozmik bir kazaya bagladın, sana bu durumda yardim edilmesini mi istiyorsun" demis.
Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar
biri olmayı istemem haksizlik, ama belki AYI dindar olabilir." demis.
Ses: "Peki." diye karsılık vermis ve ısık kaybolmus. Nehir tekrar akmaya baslamıs. Hersey eski haline dönmüs. ayı pençesini indirmis ve ardından iki pençesini de göge dogru çevirmis, ve konusmaya baslamıs:
"Allahım , senin rızkınla orucumu açıyorum, hamd olsun verdigin nimetlere..
Araklanmış Yazılar Mecmuası'na hoşgeldiniz. Burada webden arakladığım, aralarında hepsinin de araklanmış olmasından başka hiç bir ilişki bulunmayan çeşitli yazılar bulacaksınız. Bazen komik, bazen trajik ama hepsini çok sevdim ve sizler için arakladım.